güzel sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2012 Cumartesi

Hz Mevlana Der ki:


Mevlana'dan Öğütler ...

  
NE OL, NE OLMA !
  • Paranı ver, gönlünü ver selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!
  • Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!
  • Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman BOŞVERME!
  • Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama BÖLÜCÜ OLMA!
  • Eşini beğen, işini beğen aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!
  • Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama KİN BESLEME!
  • Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama İHANET ETME!
  • Hedefe koş, yardıma koş ama, ORTAK KOŞMA!
  • Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama AĞZINI AÇMA!
  • Okumaktan zarar gelmez, oku ama LANET OKUMA!
  • Rakibini geç, sınıfını geç ama GÜLÜP GEÇME!
  • Ev al, araba al, abdest al ama BEDDUA ALMA!
  • Zulmü devir, nefsi devir ama ÇAM DEVİRME!
  • Yaklaş, konuş, tanış ama UŞAKLAŞMA!
  • Doğrul, devril ama EĞRİLME!
  • Seslen, uslan ama YASLANMA!
  • İtil, atıl ama SATILMA!!!

Allah der ki;
Kimi benden çok seversen onu senden alırım!
Ve ekler, onsuz yaşayamam deme, 
Seni onsuz da yaşatırım,
Ve mevsim geçer, 
Gölge veren ağaçların dalları kurur, 
Sabır taşar, 
Canından saydığın yar bile bir gün el olur,
Aklın şaşar, 
Dostun düşmana dönüşür, 
Düşman kalkar dost olur, 
Öyle garip bir dünya,
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur,
Düşmem dersin düşersin, 
Şaşmam dersin şaşarsın,
En garibi de budur ya, 
Öldüm der durur, yine de yaşarsın...
Mevlana

Necip Fazıl Kısakürek Anıları


NECİP FAZIL KISAKÜREK BİLİNMEYEN ANILAR...

Bir gün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek'e sahilde rastlayan bir hayranı; 
''Üstad, senin bütün mücadelelerin güzel, hizmetlerin eşsiz ama şu tarafın olmasa diye tenkit eder Bunun üzerine Necip Fazıl tebessüm ederek: 
''şu boğaz'dan geçen lüks ve güzel gemiyi görüyor musun? Bak ne kadar lüks ve konforlu değil mi? İşte böylesine lüks geminin tuvaleti de vardır'' der 

********************************************* 
Bir gün Necip Fazıl, bir üniversitede konferansa katılmış 
Çıkıp herzamanki gibi Din ve Allah kavramı hakkında konuşmuş 
Konuşması bittikten sonra, onunla karşıt görüşlü olan bir Profesör, Necip Fazıl'a 'Siz önceden çıkıp farklı şeyler söylerdiniz, şimdi ise o sözlerinize çelişen şeyler söylüyorsunuz Yazdığınız şiirler hala ezberimdedir bu ne demek oluyor? ' 
Necip Fazıl'ın cevabı meleklere parmak ısırtacak bir cevap olur 'Benim geçmişim bir çöplüktür ve çöplükleri sadece köpekler kurcalar' 

************************************************ 
Nur Harmanı'nın pırıltılı kalemi Necip Fazıl'ın da içinde bulunduğu uçak, Yeşilköy Havaalanından kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner Havaalanındakiler merakla, "Ne oldu, nasıl oldu?" diye sorarlar mübareğin cevabı hem teslimiyetçi hem de hikmetli: 
"Ahirete kabul etmediler, geri döndük" 

************************************************* 
Mahkemede hakim, Necip Fazıl'a: 
- Bak, der Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi? 
Necip Fazıl sorar: 
- Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz? 

************************************************* 
Rahmetli Ustad bir yerde konferans verirken, Ustadi sevemeyen biri konusmayi biraz 
dinledikten sonra salondan cikar gibi yapip ustadin onunden gecerken muz kabugunu 
Ustadin on tarafina yere atar 
Ustad umursamaz bir tavir; 
-Burada bir kimlik bulunmustur kayib eden varsa gelip alsin der 

********************************* 
1960’lı yıllar, Üstad’ın “Sahte Kahramanlar” konferansı ile Türkiye’yi salladığı yıllar İşte bu “Sahte Kahramanlar” dolayısıyla Ankara’ya gittiği zaman, devrin başbakanı bir adamını göndermiş Üstad’a adamın getirdiği mesaj şu: 
—Muhterem Üstadım, sayın başbakanımızın size çok selamları var 
-Aleyküm Selam ,ne diyor? 
—Sahte kahramanlar konferansında kendilerinden söz edilmemesini istiyorlar 
Başbakanın adamının sözü bitince şöyle gürlemiş Üstad: 
—Var git söyle ona, sahte kahraman olmak da bir seviye işidir Onda bu seviye de yok, merak etmesin bahsetmeyeceğim 

********************************* 
Kayseri'deydik, bir adam getirdiler, "şununla iki kelime konuş!" dediler bana Adam geldi Elinde sigara, Ramazan günü Anladım ne tip 
olduğunu 

Hitap ettim: 

"- Sigaranı at da öyle gel karşıma!" 

Gayet ucuz bir formülü vardır bu işin Günün hemen bütün formülleri gibi 

O da aynı şekilde cevap verdi: 

"- Allah'ın bildiğini kuldan niye saklıyayım?" 

Bu umumî formül 

Devam ettim: 

"- Allah senin tenasül aletin olduğunu da biliyor Niye saklıyorsun?" 

Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi "- Senin bu susman mağlûp olman 
değildir Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah'ın bilmediği bir şey olabilir mi? O her şeyi biliyor Yalnız senin, Allah'ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!" 

********************************* 
Üstad Yenilgi ve mağlubiyeti kabul etmezdi Bir gün bir tren istasyonunda onun sinirli sinirli gezdiğini gören bir hayranı (bazı rivayetlere göre onu sevmeyen biri) sorar: 
- Ne oldu Üstad, treni mi kaçırdınız? 
Üstad böyle bir ithamı kabul eder mi? Treni kaçırmak bir eksiklik, bir yenilgidir 
- Kovdum gitti, der

Yine bir gün Üstad'a sormuşlar: 
-Üstad özel arabanız yok mu? 
Üstaddüşünmedencevapverir: 
-Ona en son bineceğiz. 
************************************************** ****** 
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar: 
-Osmanlı emperyalist değil miydi?Cevap dikkate şayandır: 
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu fransızca değil türkçe sorardın. 
************************************************** ***** 
Necip Fazıl bir konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapiyormuş. Fakat o şekilde açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz edildiğini anlarmış Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek: Hangi gazeteden bahsediyorsunuz? 
Necip Fazıl sorar: 
-Siz ne iş yapıyorsunuz? 
-Keresteciyim. 
-Belli,otur! 
************************************************** *** 
Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, "padişahlık propagandası yapmak " gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatılmış ve kendisi de suçlanarak mahkemeye sevkedilmiştiNecip Fazıl’ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?" diye cevap vermişti Necip Fazıl vapurla Karaköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:"Üstad", diye sormuş 
"Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik." 
N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan: 
"Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya" cevabını vermiş. 
************************************************** ****** 
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış.Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil.Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl'a demiş ki:-'Şunun haline bak,oruç tutmaktan ne hale gelmiş' demiş.Tabi Necip üstad altta kalırmı hemen cevabı yapıştırmış: 
-'Aaa Nazım sen bilmiyormusun Hayvanlar oruç tutmaz... 
************************************************** ****** 
Üstad hapishanede koğuşunda iken aynı koğuşa Nazım Hikmet getirilir,Nazım Hikmet Üstadı görünce gülerek " sendemi buradasın? Şu haline bakmaymuna dönmüşsün" der...Üstat, karşısında duran Nazım Hikmet e cevabı yapıştırır... " Ben de pencereye dönerim... Bugünlerde Vakit Gazetesi yazarı olan Hüseyin Üzmez, dönemin ünlü gazetecisi Ahmet Emin Yalman’a suikast girişiminde bulundu.Üzmez, olayın ardından yakalandı. O günlerde herkes, ülkede büyük gürültü koparan bu suikast girişiminin arkasındaki ismi arıyordu. Ve o isim bulundu: Necip Fazıl.Çünkü "milliyetçi-mukaddesatçı" kesimin ünlü şairi Necip Fazıl, o günlerde Yalman aleyhine çok ağır yazılar yazıyordu.Ayrıca... Üzmez, iflah olmaz bir Necip Fazıl hayranıydı.Sonunda Necip Fazıl, "azmettiricilikten" tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı."Ünlü şair"in mahkemede kendisini savunurken söylediği şu cümle "unutulmazlar" arasındadır: 
"İngiliz’in biri, kıskançlık krizi içinde karısını öldürse... Ve adamın cebinde Othello piyesinden bir sayfa bulsanız... Azmettirici diye Shakespeare’in iskeletini mezarından çıkarıp Londra köprüsünden mi sallandıracaksınız?"Evet, Necip Fazıl işte böyle bir laf cambazıydı. 

Necip Fazıl mahkemede sinirlenmiş. 

Hakime: 

-burada bulunanların yüzde ellisi eşektir,demiş. 

hakim sözünü geri almasını istemiş.Üstad buna yanaşmamış.Ancak hakim diretince üstad: 

- peki hakim bey, sözümü geri alıyorum. burada bulunaların yüzde ellisi eşek değildir.. 

Üstadın müdafaaları basit birer savunma değildir. Hakimleri diliyle ve zekasıyla etkilemek üstad için zor değildi. Sanatsal savunmaların etkisinde kalan hakim değiştirilirmiş. Bir seferinde yine hakim değişmiş ve yeni hakim üstadın savunmasını duyunca "artistlik yapma adam gibi konuş" demiş. Tabi üstadın altta kalması beklenemez. 

"Hakim bey biz tutukluyken öyle muamele ediyorlarki bizde adamlık bırakmıyorlar o sebeple karşınıza çıktığımız vakit rol yapmak zorunda kalıyoruz"

11 Aralık 2012 Salı

Aşkın gözü kördür

AŞK 'ın GÖZÜ KÖRDÜR SÖZÜ NERDEN GELİR?

                                                               
            Dünya yaratılmadan önce, iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış.Bir gün toplanmışlar ve her zamankıinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken;
Saflık ortaya bir fikir atmış: "Neden saklambaç oynamıyoruz?"..
Hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış."Ben ebe olmak ve saymak istiyorum"...Baska hiç kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış.1,2,3,..
O saydıkça iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.
Şefkat Ay'ın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş;
Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını
söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın
merkeizne gitmiş; Para Hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
Aşk; kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş.
(Aşkı saklamak zordur )Ve çılgınlık 100'ü saydığı anda; Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış..
Ve Çılgınlık bağırmış.. "Önüm, arkam, sağım, solum sobe,geliyorum!"
İlk önce Tembelliği görmüş, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.Sonra Şefkati ayın boynuzunda, İhaneti çöplerin arasında, Sevgiyi bulutların arasında, Yalanı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde birer birer bulmuş.Sadece biri hariç. Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış: "Aşkı bulamıyorsun, çünkü o güllerin arasında saklanıyor." Çılgınlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saklamış, ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış. Parmaklarıyla kapadığı yüzünden sicim gibi kan akıyormuş. Çılgınlık, Aşkı bulayım derken, heyacandan Aşkın gözlerini kör etmiş.. "Ne yaptım ben?!!" diye bağırmış."Seni kör ettim. nasıl onarabilirim? Aşk cevap vermiş: "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim klavuzum olabilirsin".. İşte o günden beri Aşkın gözü kördür ve Çılgınlık da her zaman onun yanındadır...



10 Aralık 2012 Pazartesi

Necip Fazıl Kısaküreğin hazır cevaplığı


                                                           Alıntı: http://yazincaolacak.blogspot.com/


-N.Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy'e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

-Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu?
...
Biz yolumuzu bulabilirdik.

Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

-Ne diye vapura bindin ki ? Yüzerek karşıya geçebilirdin.
cevabını vermiş.

8 Aralık 2012 Cumartesi

Bi parça edebiyat

Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

  • İnsanın Kazandığı Paradan Değil, Paranın Kazandığı İnsandan Kork.
  • Armut Deyip Geçmeyin, Onun İlk Hecesi Çoğu Kişide Yoktur!
  • Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret,Ebedi bir yaşam için gayret yok hayret.
  • İnsanı Olgunlaştıran Yaşı Değil, Yaşadıklarıdır..!
  • Ölüm herkesin başına gelir, ama geç ama erken.. Ya kazanırken, ya da kazandığını yerken.
  • Hayatımızın Yarısını Uyuyarak Geçiriyoruz, Diğer Yarısınıda Uyutularak...
  • Benim ayağımın altıda müsait başımın üstüde nerde olacağını sen belirle...
  • Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz.
  • Veren de O Alan da O, Nedir Senden Gidecek ? Telaşını Gören de, Can Senin Zannedecek.
  • Allah bir! demektense ecel teri dökerken; ölüversem, beklenmez anda Allah bir derken...
  • Çok sıkıldıysan hayattan, bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir ; Yaşamak güzeldir.
  • Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar.
  • Ya İslamla yükselir,ya inkarla çürürsün, Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün.