Flash Disk’le Format Atma (Windows7, xp, Vista)
Flash Disk ile format atmak çok güzel ve hızlı bir olaydır. USB DVD+RW’dan hızlı olduğunu ve atacağınız fomatın haliyle DVD+RW ile atacağımız format’dan daha hızlı olacağı için Flash Disk’in tercih edilmesi iyi bişey.
Cd,dvd-rom'u olmayan cihazlar içinde uygun bir yol.
Flash Disk’le Format atmak için gerekli olan flash disk özelliği örneğin windows 7′yi flash diski’nizle kuracaksananız. Win 7 boyutu 2.67GB ise bize gerekli olan Flash disk’de 4GB bir Flash disk olması lazım.Windows XP kuracaksanız boyutu 700MB olduğu için bize gerekle olabilecek Flash Disk en az 1GB’lik Flash disk olması gerekir.
MsDos Ekran’ında yani siyah komut ekran’ına girip (diskpart) yazıyorsunuz.
Bu komut diskpart komutuna ait yeni bir komut penceresi açacak.
Yeni açılan pencerede eğer bilgisayarınızda birçok USB sürücü veya kart okuyucu bulunuyorsa flash diskinizin hangi sürücüye sahip olduğunu öğrenmemiz gerekecek bunun için (list disk) yazıyoruz.Yazdık’dan sonra enter’a bastığımızda döküm karşımıza çıkıyor.Bu dökümde
Disk 0
Disk 1
Disk 2
Disk 3
Disk 4
Disk 5
Disk 6
Disk 7
Disk 8 şeklinde yazılar olduğunu göreceğiz bu yazılar bizim Flash Disk’imizin kaçıncı olduğunu öğrenmemizi gösterir.Benim PC’imde
Disk 13 Online 7712 MB 0 B şeklince çıktı yani 13 numara’daymış.Şimdi bu sürücüyü seçerek formatlamamız gerekiyor. Bunun için aşağıdakileri sırayla yazın.
(select disk 13) Yazıp enter’a basın [Yanlız select disk (13)yerine üstde sizin Flash Disk'iniz kaç no'da ise onu yazın 8 numarada çıktıysa eğer select disk 8'yazıp Enter'a Basın.!]
(clean) yazıp enter’a basın.ardından bi yazı gelicek sonra hemen altına
(create partition primary) yazıp enter’a basın.
(select partition 1)yazıp enter’a basın.
(active)yazıp enter’a basın.
(format fs=fat32)yazıp enter’a basın.Basınca %olarak Dolmaya başlıycak Bekleyin %100 olunca alta
(assign)yazın enter’a basın
(EXIT)‘yazıp o msdos yani komut ekranından çıkın.
Yukarıda yaptığımız işlem flash diskimiz üzerinde bir bölüm yaratarak bunu aktif hale getirdi. Daha sonra FAT32 dosya sistemiyle biçimlendirdi.
Şimdi DWD+RW’ımıza Windows 7 cd’mizi takıyoruz.(XP’de olabilir)Flash Diskimizde Takılı olması lazım.Şimdi yapcağımız şey Flash Disk’imize Windows 7 yada Xp’nin dosyalarını Flash Diskimize aktaracağız.YENİ bir Komut sayfası açın MsDos ekranı yani.
Kaynak: FoRuMeXe.CoM http://www.forumexe.com/frm/showthread.php?t=43758
xcopy yazıyoruz hemen karşısına yazıcaz yani şöyle bişe olcak
xcopy f:*.* /s/e/f k: enter diyorsunuz örneğin f dvd sürücümün komutu k ise flash diskimin anlamışsınızdır umarım.
xcopy f:*.* /s/e/f k: yazıp enter’a bastığımız anda ekranın dolduğunu ve dosyaların hızla kopyalandığını göreceksiniz. Tüm dosyalar kopyalandığında elinizde artık Windows 7 flash diskiniz hazır.
İşin büyük bölümünü tamamladık. Fakat Windows 7 kuruluma başlamadan önce yapmamız gereken bir şey daha var.
Bilgisayarınızın F8 veya F11′den BIOS ayarlarına girip açılışta ilk göreceği sürücünün USB sürücü olmasını
ve USB’den açılış yapmasını sağlamalısınız.
Bilgisayar ve BIOS modelinize göre bu komutun yeri farklı olabilir.F8 ve F11 yada Del
AÇTIKDAN SONRA FLASH diskinizin komutunu seçin o mavi ekranda tıkladığınız anda windows 7 olduğu için yükleme başlıyacaktır.
Artık Flash diskinizle Window 7 format atabilirsiniz.
Alıntı: http://www.forumexe.com/frm/isletim-sistemleri/43758-flash-disk8217le-format-atma-windows7xpvista.html
BİLİM-TEKNOLOJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİLİM-TEKNOLOJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Aralık 2012 Pazartesi
16 Aralık 2012 Pazar
Pardus - Virüssüz Yaşam
İşletim Sistemi Alternatifi (Virüslerle uğraşmak istemiyorsanız.)
PARDUS İŞLETİM SİSTEMİ
Pardus işletim sistemi, açık kaynak kodlu olan Linux yazılımının bir ürünüdür. Linux açık kaynak kodlu olduğu için Kullanıcılar Linuxun kodlarını kullanarak, Pardusa benzeyen birçok sistem geliştirmişlerdir.Örneğin: Ubuntu, Debian vb.
Pardus işletim sisteminin özelliği ulusal çapta geliştirilmiş ilk türkçe işletim sistemi olmasıdır.
2003 yılında TÜBİTAK BİLGEM bünyesinde geliştirilmeye başlanmış ve 2005 yılında ilk türkçe sürümü yayınlanmıştır.
Pardus işletim sistemini hem Çalışan hemde kurulan hemde kurmadan deneme şeklinde 3 biçimde bilgisayarınıza kurabilirsiniz.
İndirmek için Pardusun kendi sitesini kullanabilirsiniz.
Bu işletim sisteminin en önemli avantajı, hakkında çok fazla virüs yazılmamış olmasıdır.
Kullanırken virüs bulaşma tereddütünüz olmadan kullanabilir, antivirüs programının oluşturduğu bilgisayar yavaşlatmalarından kurtulabilirsiniz.
15 Aralık 2012 Cumartesi
Eczaneye Reklam yasağı
ECZANELERE REKLAM YASAĞI GELDİ
Bakanlık, eczane vitrinlerinde ilaçlarla ilgili promosyon ve reklama dayalı ifadeler yer almasıyla ilgili eczaneleri uyardı...
Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından Türk Eczacılar Birliği'ne, tüm üyelerine duyurması amacıyla gönderilen yazıda eczane vitrinlerinde ilaçla ilgili promosyon ve reklama dayalı ifadelere yer veren eczacılar hakkında deontoloji kurallarına göre Sağlık Müdürlüklerince işlem yapılacağına dikkat çekilerek, şöyle denildi:
"Kuruma ulaşan şikayetler ve yerinde yapılan denetimlerde saptandığı üzere, eczane vitrinlerinde ilaçla ilgili promosyon ve reklama dayalı ifadelerin yer aldığı, eczacıların, eczacılık hizmetlerini yürütürken mesleki etik ilkelere uygun davranması gerektiğinden diğer eczaneler aleyhine rekabeti bozucu yöndeki ilaçta promosyon ve reklama dayalı uygulamaların, mevzuata uygunsuzlukla birlikte, mesleki açıdan da etik olmayan yönüyle titizlikle dikkat edilmesi gereken bir konu olduğu, bu tür uygulamaların 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu'nun 13'üncü maddesinde düzenlenen, ilaçları övme, reklamını yapma ve bunlara sahip olmadıkları özellikler atfetme yasağına aykırılık teşkil ettiği belirtilmektedir.
Bilindiği gibi başta 1262 sayılı Yasa olmak üzere 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun, Türk Eczacıları Deontoloji Tüzüğü ve Beşerî Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik hükümleri ilaçla ilgili promosyon ve reklam yapılmasını yasaklamaktadır. Eczane vitrinlerinde ilaçla ilgili promosyon ve reklama dayalı ifadelere yer veren eczacıların uygulamalarını derhal sonlandırmaları gerektiği, bu şekilde faaliyet gösteren eczacılar hakkında deontoloji kurallarına aykırı olan fiilleri için bağlı bulundukları Sağlık Müdürlüklerince işlem yapılacaktır.''
Kaynak: CİHAN
Kaynak: http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/kiralik_diplomayla_acilan_eczanelere_dedektifli_denetim13404136190_h894726.jpg
11 Aralık 2012 Salı
Kafeinin Etkisi
Kafein Beynimizi Aslında nasıl etkiliyor?
Bazılarımızın güne onsuz başlayamadığı, bazılarımızın tehlikeli ve zararlı olarak gördüğü, zincir mağazaların her gün yüzlerce kişiyle dolup taşmasına neden olan ve tehlikeli bir popülerliğe ulaştığına inanılan kafeini ne kadar tanıyorsunuz? Hepimiz kafeini ve üzerimizde olan etkilerini genel olarak bilsek de, çok sevdiğimiz kahve, çay ve enerji içeceklerini içtiğimizde daha dinç, enerjik ve dikkatli hale gelmemizin dışında beynimizde gerçekten neler olduğunu tam olarak bilemiyoruz.
Kafein aslında enerjinizi artırmaz.
Beyninizde yer alan nöronlar uyanık olduğunuz her an çok yüksek bir hızda çalışırlar. Bu nöronların çalışması sırasında bir yan ürün olan adenozin meydana gelir. Fakat adenozin atık bir madde değildir ve sinir sistemimiz reseptörler aracılığıyla vücudumuzdaki adenozin seviyesini sürekli kontrol eder. Normal koşullarda beyin ve omuriliğimizdeki adenozin miktarı belirli bir düzeyin üzerine çıktığında vücudumuz bize uyku ve dinlenme ihtiyacı içerisinde olduğu uyarısını verir. Yani kendimizi uykulu ve yorgun hissederiz. Vücudumuzda birbirlerinden farklı birkaç adenozin reseptörü bulunmakla beraber, bunlar arasında kafeinin en fazla etkileşim içinde olduğu adenozin reseptörü A1'dir. Kafein tüm bitkilerde belirli miktarlarda bulunduğu gibi vücudumuzda da kafeinin kimyasal türevleri bulunur.
Vücudumuzdaki bu miktarı dışarıdan takviye yoluyla kafein alarak normalden daha yüksek seviyelere çektiğimizde ise (örneğin 226 gr'lık standart bir fincan içerisindeki 100mg kafein) kafein bileşikleri çok yetenekli birer adenozin dublörü gibi davranır. Bu en başta sizi şaşırtabilir çünkü adenozinlerin reseptörlere bağlanarak bize uyku hissi ve enerji düşüklüğü uyarısı verdiğini söylemiştik. İşte kafeinin görevi tam da burada başlıyor. Vücudumuza girdiği anda hemen sistemimizdeki adenozin reseptörlerine yönlenerek onlara bağlanıyorlar. Adenozin'e olan benzerlikleri nedeniyle de reseptörler tarafından gerçek zannedilerek hemen kabul ediliyorlar. Sonrasında bu reseptörler, kafeinin benzersiz yapısı ve kimyasal düzeni ile doldurulduktan sonra adenozinde olduğu gibi aktif hale gelmiyor, tam tersine bir süreliğine (ortalama 2-3 saat) tepkisiz kalıyorlar.
Sonuç olarak reseptörlerin engellenmesiyle birlikte beynimizin doğal uyarıcıları olan dopamin ve glutamat görevlerini daha özgürce yapabiliyor ve biz de kendimizi daha dinç, dikkatli ve enerjik hissediyoruz. Stephen R. Braun "Buzz: The Science and Lore of Alcohol and Caffeine" adlı kitabında bu durumun beynimizdeki fren pedalının altında tahtadan bir blok koymaya benzediğini söylüyor. Bu gerçekten de konuyu özetleyen bir metafor çünkü kafeinin beynimizde "gaz pedalına" basmadığını sadece "fren pedalını" kullanılamaz hale getirdiğini görüyoruz. Vücudumuzun enerji düzeyini etkileyen GABA gibi farklı bileşikler ve reseptörler de bulunuyor. Fakat kafein beyninizin yavaşlamasını engelleyen en ilkel ve basit yöntem olma özelliğini halen koruyor. Braun yine kitabında insanların sadece vücutlarındaki doğal uyarıcı nörotransmiterlerin izin verdiği ölçüde performans artışı sağlayabileceklerini belirtiyor. Başka bir deyişle sadece kafein desteği ile bütün bir hafta boyunca sabahlayarak çalışamazsınız, fakat sabahları aldığınız bir miktar kafein uyku halini daha çabuk atmanızı ve kendinizi daha dinç, daha enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Kafeinin neden olduğu tüm bu etkiler süre ve şiddetleri açısından kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bunda genetik, fizyolojik faktörler ve toleransın etkili olduğu düşünülüyor.
Kafein yeteneklerinizi değil, hızınızı artırır. Tabi ki doğal yetenekleriniz ölçüsünde
Johann Sebastian Bach, Voltaire, Balzac ve daha bir çok deha kahveden hoşlanırdı. Fakat yaptıkları işlerde daha iyi olabilmek için yoğun kahve tüketimlerinden destek almalarına ihtiyaçları kalmıyordu. Yapılan çalışmalar sonucunda varılan fikir birliğine göre kafeinin iş verimliliğini sadece belirli tipteki işlerde artırdığı görülmüştür. Tekdüze ve zekice ya da soyut düşünmeyi gerektirmeyecek bir işle uğraşan yorgun insanların kahve tüketimi ile verimliliklerini ve işlerindeki kaliteyi artırdıkları görülmüştür. Ayrıca kafeinin hafıza üretimi ve tekrar hatırlanması sırasında da etkili olabileceği görülmüştür. Fakat bu sadece bildirimsel hafıza için geçerli olmaktadır. Örneğin bir öğrencinin bir listeyi ya da cevap anahtarını ezberleyip tekrar hatırlayabilmesi gibi. Bu yüzden kafeinin işlerimiz üzerindeki etkisini düşündüğümüzde verimliliğe değil hıza odaklanmalıyız. Kafeinin beynimizde yol açtığı kimyasal değişiklikleri artık biliyoruz. Fakat yine de bu konunun hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri halen popüler bilim çevrelerinde araştırılmaktadır.
Kaynak: http://www.bilim.org/kafein-beyinlerimizi-aslinda-nasil-etkiliyor.html lifehacker.com/5585217/what-caffeine-actually-does-to-your-brain
Yağ ve Şeker Metabolizması
Yağ ve şeker metabolizmamızın günlük ritmi
Lozan Üniversitesi’nden Nouria Hernandez ve Lozan Federal Politeknik Üniversitesi (EPFL)’nden Felix Naef önderliğinde yapılan bir araştırma, karaciğerde üretilen proteinlerin vücudun günlük ritmine göre faaliyet gösterdiklerini ortaya koydu. Bu proteinlerin düzeylerindeki günlük değişimleri bilmek diyabet ve diğer metabolik hastalıklar için tedavi geliştirilebilmesi açısından büyük önem teşkil ediyor.
Vücudun günlük ritmi örneğin, kıta değiştirince uyku düzenimizin bozulmasına neden olan mekanizmadan sorumlu. Bu ritim aslında tüm memelilerde mevcut ve sadece uyku düzenimizin değil vücut sıcaklığından metabolizmaya kadar vücudun içindeki tüm olayların zamanlamasını düzenliyor. Günlük ritim, fizyolojik açıdan uzun süredir bilinen bir olgu olsa da, moleküler düzeydeki etkileri yeni yeni ölçülüyor. Hernandez ve Naef önderliğinde yapılan bu çalışma, genlerin de vücudun günlük ritmine uyumlu bir şekilde sabah ve akşam farklı şekilde çalıştıklarını gösterdi.
Genler, DNA’yı paketleyen histon proteinleri onlara bağlanmadığı sürece aktif olurlar. Aktif genler önlerindeki DNA dizisine, RNA polimeraz (Pol II) enzimin bağlanmasıyla mesajcı RNA üretilmesini sağlarlar. Bu işleme gen ifadesi denir. Araştırmacılar, fare karaciğerindeki tüm gen ifadelerindeki değişimleri ölçüp, bu değişimlerin sabah ve akşam dalgaları şeklinde gerçekleştiğini gösterdiler. Bu değişim proteinlerin üretim seviyesini de etkiliyor. Karaciğerde gün boyunca üretilen bu proteinler daha sonra yağ ve şeker metabolizmasında da görev alıyorlar.
Bu sonuçlar, sabit sandığımız protein seviyelerinin aslında gün içinde bile ne kadar değişkenlik gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu karmaşık sistemi anlamak, metabolik hastalıklara tedavi geliştirilmesinde de yardımcı olacaktır.
Vücudun günlük ritmi örneğin, kıta değiştirince uyku düzenimizin bozulmasına neden olan mekanizmadan sorumlu. Bu ritim aslında tüm memelilerde mevcut ve sadece uyku düzenimizin değil vücut sıcaklığından metabolizmaya kadar vücudun içindeki tüm olayların zamanlamasını düzenliyor. Günlük ritim, fizyolojik açıdan uzun süredir bilinen bir olgu olsa da, moleküler düzeydeki etkileri yeni yeni ölçülüyor. Hernandez ve Naef önderliğinde yapılan bu çalışma, genlerin de vücudun günlük ritmine uyumlu bir şekilde sabah ve akşam farklı şekilde çalıştıklarını gösterdi.
Genler, DNA’yı paketleyen histon proteinleri onlara bağlanmadığı sürece aktif olurlar. Aktif genler önlerindeki DNA dizisine, RNA polimeraz (Pol II) enzimin bağlanmasıyla mesajcı RNA üretilmesini sağlarlar. Bu işleme gen ifadesi denir. Araştırmacılar, fare karaciğerindeki tüm gen ifadelerindeki değişimleri ölçüp, bu değişimlerin sabah ve akşam dalgaları şeklinde gerçekleştiğini gösterdiler. Bu değişim proteinlerin üretim seviyesini de etkiliyor. Karaciğerde gün boyunca üretilen bu proteinler daha sonra yağ ve şeker metabolizmasında da görev alıyorlar.
Bu sonuçlar, sabit sandığımız protein seviyelerinin aslında gün içinde bile ne kadar değişkenlik gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu karmaşık sistemi anlamak, metabolik hastalıklara tedavi geliştirilmesinde de yardımcı olacaktır.
8 Aralık 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















