Dini Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dini Bilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2012 Cumartesi

Amerikada Yasayan Yahudiler

Yahudilerin Dini Yaşantısını Görünce Hayrete Düşeceksiniz...

Mutlaka izlemeniz gereken, ve keşke bizim de müslümanlık yaşantımız böyle olsa diyebileceğiniz bir Belgesel.

Videoyu İzlemek için Alttaki Linke tıklayın:
http://www.webteizle.com/Belgesel/143-Ayna-5-Bolum-Amerikada-Yasayan-Yahudiler-izle.html

İYİ SEYİRLER...

9 Aralık 2012 Pazar

Tavla Oynamak Caiz Değilmiş

TAVLA OYNAMAK PEYGAMBER EFENDİMİZE İSYAN ETMEKTİR. 

"Kim tavla ile oynarsa Allah ve Resûlüne isyân etmiştir." (Ebû Davûd, Edeb, 56; Ibn Mâce, Edeb, 43; Muvattâ, Rüya, 6).  

Nâfi'nin rivayetine göre "İbnu Ömer aile efradından tavla oynayanı yakalarsa oynayanı döver, oyun aletini de kırardı."
                                                         



İki bölümlü tahta üzerinde, atılan zarlara göre pulları hareket ettirilerek oynanan oyun ve bu oyunun oynandığı tahta.

 Tavlanın Arapça'daki ismi "Nerd"dir. Tavla çok eski bir oyundur. Arabların bunu Farslılardan aldığı söylenir. Buna delil olarak asıl adının "Nerdeşîr" olduğu gösterilmektedir (İbn Manzûr, Lisanü'l-Arab, VI, 4392).

 Tavlánın haramlığı bizzat Resulullah (s.a.s)'in hadisleriyle sabittir:

 1- Müslim, Ebû Davûd ve Ahmed b. Hanbel'in Büreyde b. Hasîb (r.a)'den rivâyet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.s) Tavla (Nerdeşir) oynayan sanki elini domuz kanına bulaştırmış gibidir" buyurmuştur (İbn Hanbel, V, 370).

 2- Muvatta, Ebû Davûd, İbn Hanbel, İbn Mâce, Hakim, Dârakutnî ve Beyhakî'nin Ebû Musa el-Eş'arî (r.a)'den rivâyet ettikleri bir hadiste de, "Kim tavla oynarsa ALLAH ve Resulune isyan etmiştir" buyurulmuştur (Ebû Davûd, Edeb, 56; İbn Mâce, Edeb, 43; Muvattâ, Rüya, 6).

 Bu hadis-i şerifler ışığında tavlanın haram olduğu anlaşılmaktadır. Tavla kumarın bir çeşididir ve kumarın haramlığında şüphe yoktur. Çünkü Resulullah (s.a.s) "Kim arkadaşına; gel kumar oynayalım dese (de oynamasa, bu sözüne kefaret olmak üzere) sadaka versin." buyurmuştur (Buharî, Edeb, 74; Müslim, Eyman, 4; Ebû Davûd, Eyman, 3).

 Kumar oynamaya sadece çağırmak bile, kefâret olarak sadaka vermeyi gerektiren bir günahtır.

 Bütün müdevven fıkıh ekolleri, Hanefi*, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelîler, İmamiyye ve Zeydiyye, ayrıca Zahirîler tavlanın haram olduğunda ittifak halindedirler.

 imam Şevkânî, İbn Muğaffel ile İbn Müseyyeb'in tavla oynama, kumara sebep kılınmadığı takdirde, ruhsat verdiklerini nakletmektedir (Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, VIII, 107). Ancak yukarıda geçen hadisler tavlanın haram olduğuna kesinlikle delâlet etmektedir. İster kumar niyetiyle oynansın, ister başka niyetle oynansın. Çünkü "Tavla oynayan ALLAH ve Resulune asi olmuştur" hadisi sarih ve sahihtir. ALLAH ve Resulune asi olana Cehennem'in gerekli olduğu da açıktır. Çünkü Cenab-ı Hak:

 Kim ALLAH'a ve Resulune isyan ederse, içinde ebedi kalmak üzere, ona Cehennem ateşine düşmek vardır" (el-Cin, 72/23) ve "ALLAH ve Resulunün emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından, yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar" (en-Nûr, 24/63) buyurmaktadır.

 Tavla ve benzeri oyunlarda sonuç şansa dayanmaktadır. Bu ise önce mücâdeleye ve çekişmeye, sonra hırslanmaya, sonra da kin, düşmanlık ve fitneye sebep olmaktadır.

 Tavla genellikle, az bir miktar ile de olsa, kumar olarak oynanmaktadır. İnsanlar ona alışmakta, âdet edinmektedirler. Kazanmak hırsına kapılan insan, bu hırsla rahatça yalan söyleyebilmektedir. Yalan yere yemin ise kendi başına büyük günahlardandır. Oynadıkça hırslanan insan, oynadıkça oynamakta, vaktin nasıl geçtiğini bilmemekte, dünyası âdeta oynadığı oyundan ibaret olmaktadır. Böyle bir insanın gaflete dalacağı tabiidir. Gaflete dalan insan ise haliyle hem ALLAH'ı anmayı, hem de namazı hatırına getirememektedir.

Tavlayı oynamak haram olduğu gibi, tavla aletinin alış-verişini yapmak da haramdır (Muhammed Vefâ, Bey'u'l-A'yâni'l-Muharrame, 94-96)

Alıntı: http://resulevuslat.blogcu.com/tavla-oynayanlar-resulullah-a-isyan-edenlerdir/8253449

Helal-Haram Kazanç

HELAL VE HARAM..

Gencin birisi Kabede hep, - “Ey doğruların yardımcısı olan Allahım, Ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allahım, sana hamdü sena ederim,” diye dua eder.
Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi:

- “Neden hep aynı duayı yapıyorsun, başka birşey bilmiyor musun?,” der.
O da anlatır:
Yedi sekiz sene önce yine Kabede iken içi altın dolu bir torba
buldum. Tam bin altın vardı. içimden bir ses:

- “Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın” diyordu. Hayır dedim kendi kendime. Bu benim değil. Başkasının malı, kullanmam haram olur dedim. Bu sırada birisi

- “şöyle bir torba bulan var mı?” diye bağırıyordu. çağırdım onu.

- “Nasıl bir torbaydı? içinde ne vardı?” diye sordum. Torbayı tarif etti ve “içinde bin altın vardı” dedi.

- “Torban burada.” diyerek verdim. Adam torbayı açıp bana otuz altın verdi. Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı. Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim,

- “Bu köle için ne istiyorsunuz?” dedim. “Otuz altın dediler”. Adamdan aldığım otuz altını verip genci satın aldım. Bir iki yıl geçti. Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum. Bir gün onunla giderken karşıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki,

- “Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın. Onlara otuz bin altından aşağıya satma.” dedi. O kişiler yanıma geldi.

- “Bu esiri bize satar mısın?” dediler. “Satarım.” dedim. “Altmış altın verelim.” dediler. Ben de “Olmaz.” dedim.

- “Sen bunu pazardan otuz altına almadın mı? Biz sana iki mislini veriyoruz” dediler.

- “öyleyse gidin pazardan alın.” dedim. Arttıra arttıra yirmibin altına kadar çıktılar. Otuzbin altından aşağı olmaz dedim. çaresiz kabul ettiler. Ben o otuzbin altın ile işyerleri açtım. Ticaret yaptım. Daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlarım,

- “çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var. Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim.” dediler.

- Ben de “Olur.” dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, “Bu nedir?” dedim.

- “içinde 970 altın var. Babam Kabede bunu kaybetmiş. Bulan gence otuzunu vermiş. Kalanını da bana hediye etti. çeyizine koyarsın dedi” diye anlattı. Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş. Vermese idim haram yoldan gelecekti. şimdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardım edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim.

Alıntı: http://www.ezberim.biz/dini-hikayeler-and-resimler/150937-helal-ve-haram-cok-guzel-bir/

8 Aralık 2012 Cumartesi

Hadis-i Şerif



              İnsanların gelip geçtiği yollarda (caddelerde) oturmaktan sakının.Mutlaka oturacaksanız o zaman yolun hakkını verin.Yolun hakkı ise şunlardır: Harama bakmamak, Yoldan gelip geçen insanlara sıkıntı ve eziyet vermemek, ta’cizde bulunmamak, Verilen selamları almak, İyiliği teşvik etmek, Kötülükten de sakındırmak. Hadis (Ebu Davud).


Resim alıntı: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=75769